Aromatiklerin Efendisi: Riesling

Aromatiklerin Efendisi: Riesling

Sanırım, Riesling üzüm dünyasında bu ismi en çok hakkedenlerden biri… Stil olarak köpüklüden tutun tatlıya kadar birçok farklılık yaratsa da bir kör tadımda burundaki aromaları ve damaktaki canlı asiditesiyle kendini çok net ifade edebilen bir beyaz üzüm çeşididir.

Son birkaç yılın muhteşem geri dönüşünü yapan salkımlardaki sık duruşuyla bilinen, soğuk iklimlere kafa tutan Riesling… Soğuk havayı sevmesinden de anlayacağımız üzere anavatanı Almanya olup ülkenin en önemli ve en çok yetiştirilen beyaz üzüm çeşididir. Özellikle Rheingau ve Mosel’de konsantre Riesling çeşitleri bulunmaktadır. Sadece Almanya da değil Fransa’nın Alsace bölgesinde de iyi örneklerine rastlayabiliriz. Eski Dünya ülkelerinin yanı sıra Yeni Dünya’dan da birçok ülke bu aromatiklerin efendisine iklim koşullarının uygun olduğu bölgelerde yer vermektedir (Kuzey Amerika, Yeni Zelanda, Güney Avustralya gibi). Ancak  hepsinde de ana kilit nokta Riesling’e uygun olan yetiştirme koşullarıdır. Riesling bağda hastalıklara karşı dayanıklı bir çeşit olsa da uzun ve yavaş olgunlaşma evresine sahiptir. Bu koşulları sağlayan teruarlarda kaliteli ve konsantre Riesling çeşitleri üretilebilir. Erken uyanıp, geç olgunlaşan bir üzüm olan Riesling; küfe karşı duyarlı olup, asil küften dünyadaki sayılı ve en iyi tatlı şaraplarının üretilmesine olanak sağlar. Séléction de Grains Nobles (Fransa) ve Trockenbeerenauslese (Almanya) bunların en kaliteli örneklerinin etiket isimleri olarak bahsedebiliriz. Soğuk iklimlerde yetiştirilmesiyle birlikte canlı asiditesi sayesinde hem yıllara kafa tutabilir hem de içtikçe içesimizi getiren ağız dolusu ferahlığı bulabiliriz 😋 Ülkemizde de Trakya da rakımın yüksek olduğu bağlarda sek tarzıyla karşımıza çıkmaktadır.

İşin mutfak kısmına değinecek olursak bu aromatik şarap genelde paslanmaz çelik tanklarda fermantasyona tabii tutulup hemen şişelenmektedir. Bir fıçı kullanımı ya da malolaktik dönüşüm uygulamak genelde  aromatik yapısı gereğince pekte uygun görülmemektedir. Hasat vakitlerindeki değişikliklerin (erken ya da geç hasat) yanı sıra üretiminde süssreserve (sek bir şaraba fermente edilmemiş üzüm şırası ekleme) olarak adlandırılan teknikle de istenilen tatlılıkta bir şarap üretmeyi mümkün kılar. Süssreserve de amaç sadece tatlılık sağlamak değil aynı zamanda asit seviyesindeki dengeyi sağlamıza da yardımcı olur.

İnsan bu kadar farklı stilin tek bir kaynaktan yapılabileceğini öğrenince “ne de mükemmel üzüm” diyesi geliyor 🙂  Sizce de üzümün şaraba dönüşmesi doğal bir olay iken şarabın damağımızda hatrı sayılır şekilde kalması için oluşturulan stiller sihir değil de nedir? 🤞

Bugünlerde hepimizin ihtiyacı olan sağlıkla ve şarapla kalın 🥂

İklima ODABAŞI 

Üretim Müdürü, USCA Şarapçılık

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.